yoğun tempo nedeniyle bir süredir blogumla ilgilenemiyorum. Bir çok şey var üzerinde düşünülmesi gereken ve yazılması gereken.  Ama gelin görün ki bu aralar zaman sıkıntısı var bende. Bugünlerde  yine  “bir gün keşke 48 saat olsa” diyorum. Neyse ki 2 dk süren hafızama güvenmeyerek  aklıma gelen her şeyi not ettim. Zamanı geldikçe paylaşacağım sizle.

Bugün daha fazla bloğumu bensiz bırakmayıp kısa da olsa son günlerde benim için çok önemli olan  iki olay hakkında (Van depremi ve 10 Kasım)  yazmak istedim.

Van depremi.

Ben  99 depremini  yaşamıştım. Ankara’daydım ve şiddeti 5.5 tu. İnanılmaz bir sarsıntı ile yataklardan fırladığımızı ve tarif edilmez  bir korku  ile sokağa koştuğumuzu hatırlıyorum. Ve tabi etkisinden 6 ay kadar kurtulamadığımı. Van depreminin şiddetinin 7.2 olduğunu düşününce, benim yaşadıklarımın çok çok daha fazlasını yaşadıklarını tahmin etmek güç olmuyor tabiki. Malum mevsim de kış.  Allah yardımcıları olsun inşallah. Dilerim  çabuk toparlanır Van.   Depremin açtığı maddi ve manevi yaralar çabuk iyileşir inşallah. Bu olayın tek güzel yanı   tek yürek olup herkesin yardıma koşması. Ne olursa olsun biz birbirimize bağlı bir milletiz.

10 Kasım

10 Kasım hüzündür, yastır.

10 Kasım bir çok şey hatırlatır, anlatır, Atamıza ait.

en çok da, 3 şey vardır ben de 10 Kasımın çağrıştırdığı

saat:09:05

 Atatürk’ün hastalığının artık son son zamanlarına yakın yatağında çekilmiş bir fotoğrafı

 ve her ilkokulda 10 Kasımda okuduğum bir şiir. 

Saat dokuzu beş geçe
Atam dolma bahçede
Gözlerini kapadı
Bütün dünya ağladı.

Doktor doktor kalksana
Lambaları yaksana
Atam elden gidiyor
Çaresine baksana.

Uzun uzun kavaklar
Dökülüyor yapraklar
Ben atama doymadım
Doysun kara topraklar

bir de farkına vardığım bir şey var bu 10 Kasım’da

Hala “Atam sen rahat uyu, yolcusuyuz biz Hürriyet’in, bekçisiyiz Cumhuriyet’in” diyebiliyorum gönül rahatlığıyla. İçim rahat, ne olursa olsun içim rahat. Atam sen rahat uyu…

 http://www.youtube.com/watch?v=jbwfZPShebw

Saygılar…