Şimdi size sözleri oldukça anlamlı olan bir parçanın analizini yapacağım. Bir sanat şaheseri olan şarkımızın ismi “Kırmızı Kurdela”. Bir türk halk müziği şarkısı (ne yazık ki)
Şarkımız şöyle başlıyor:
“kirmizi kurdale
kör olasan Emine
kirmizi kurdale
kör olasan Emine”

Burada şarkıyı yazan kişi aynı zamanda bu şarkıda anlatılan vahim olayı yaşayan kişi olsa gerek. Herhalde vakti zamanında kırmızı kurdelası olan bir kız görüyor, adı da Emine. Ona vuruluyor. Kara sevda başlıyor. Emine ve kırmızı kurdelası aklından çıkmıyor.

Şarkımızın nakarat kısmı içler acısı bir durumu ve kara sevdayı gözler önüne sermekte:
“indim derelerine bilmem nerelerine
kaytan bıyıklarımı sürsem nerelerine
indim derelerine bilmem nerelerine
kaytan bıyıklarımı sürsem nerelerine”

vah vah vah. Bu sözlerde bir çaresizlik yok mu, bir kararsızlık, bir bilinmezlik. Bu duygular hiç bu kadar güçlü ifade edilemezdi. Kelimeler kifayetsiz kalıyor açıklamakta(ya da terbiyem müsaade etmiyor).
İkinci kıtası şöyle devam etmekte:
“yavrum ben sana ipek mendil alayım
yavrum ben sana ipek gömlek alayım”

kahramanımız Emine’yi ipek mendille kandırabileceğini sanıyor.
Bu şarkı parçasına halk müziği demek halk müziğine hakaret olur. Bunu alıp ta repertuarına nasıl koyar o “büyük türkücü” dediğimiz insanlar. Erotizmin her yerde olduğu, her şeyin yapısını bozduğu günümüzde bir türküler kalmıştı bozulmayan o da oldu.
Sözleri bu kadar iğrenç ve mide bulandırıcı bir şarkıyı severek söylemek, ve dahası bu şeyi insanların alkışlaması üstüne bir de kalkıp oynaması bir kere daha “halimize” vah vah dedirtiyor.

Reklamlar