Etiketler

, , , , , , , , ,

ve Vilnius’ta 2.gün. bugün benim için hyecanı bol bir sabahla başladı. çünkü saat 12:30 itibariyle aynı zamanda oturum başkanlığını da yapacağım sunumum için büyük gündü. Bazen türkçe bile anlatmakta zorluk çektiğimizi düşünürsek ingilizce olarak sunum yapmanın stresinin ne kadar yoğun olduğunu tahmin edebilirsiniz:) Lakin bende stres ne kadar çoksa o kadar da iyi sunum yapıyorum:)(küçük bir övgü kendime:)) herneyse. kahvaltımızı yaptıktan sonra ilginç ve de ilkel otobüsle konferansa gidiyoruz. saatim gelene kadar sunumuma biraz daha göz atıyorum. ve oturum başlasııın:) oturumu güzel idare ettim doğrusu ilk oturum başkanlığım ve ingilizce hiç de fena değildim:D sunumumu da oldukça başarılı yaptığımı düşünüyorum. tabii gramer kurallarını yeniden yazdım birazcık ama bu işin de başarıyla üstesinden geldim:)(çok mütevazi olduğumu söylemiş miydim?) (sunum konum: Two sided disassembly line balancing problem ilgilenenler için bildiri özeti:http://sedahezerr.wordpress.com/2012/07/19/euro-2012-two-sided-disassembly-line-balancing-problem/ )

ve üzerimden büyük bir yük kalkaraktan ve de kuş gibi hafifleyerekten, sek sek sekerekten (abartmayayım:)) konferanstan kendimizi dışarı atıyoruz. Doğru Trakai’ye:)

Vilnius – Trakai  arası  28 km. ve minibüsle 6.80 Lt (litas) bu arada 1 litas 3,45 euro

Trakai’den bahsedeck olursam:

İki tarafı orman olan bir yolda ilerliyoruz, ahşap evleri olan yerlerden geçiyoruz. Orta Çağ’da Avrupa’nın en büyük devletlerinden olan Litvanya Dukalığı’nın başlıca merkezlerinden biri, Trakai imiş. Trakai Litvanya’da göl kenarında kurulmuş bir kasaba. Aslında kasaba beş göl tarafından çevreleniyor. Litvanya Grand Dükü’nün 14. ve 15. yüzyıllarda yazlık sarayı olarak Galve Gölü’nün ortasına inşa edilmiş Trakai Kalesi kasabaya da ismini vermiş.  Trakai muhteşem bir yer. her taraf yemyeşil. Göller oldukça temiz. Su ve yeşillik iç içe. Bir masalda gibi hissediyorsunuz kendinizi. Sonbaharda daha da güzel olur diye düşünüyorum. yeşilin her rengi, kırmızılar, srılar doğrusu bir de sonbaharda görmeyi çok isterdim.  Galve Gölünün ortasında bir kale var. ve bu kale Litvanya’nın en çok ziyaret edilen yerlerinden biri.
Kaleye gittiğimizde birşey öğreniyoruz: Litvanya’da bir zamanlar türkler derin izler bırakmış. iki farklı Türk kökenli halk yaşamış Litvanya’da. ve sayıları az da olsa yaşayan türkler hala var. bu türkleri Litvanya Dükü aileleriyle birlikte kaleyi korumaları için getirmiş ve bunlardan biri  Karaylar.

*Hemen burada tarihi bilgiye yer vermek istiyorum: Kökenlerinin Türklerin Hazar boyuna dayandığı bilinen Karaylar’ın bugün en kalabalık yaşadıkları ülke olan Litvanya’daki geçmişleri 14. yüzyılın sonlarına dayanıyor. 1397 ile 1398 yıllarında Karadeniz kıyılarına giden Büyük Litvanya dükü, Vytautas, buradan ülkesine Müslüman ve Musevi Kırım Tatarı göçmenlerle döndü. Çoğunluğu Müslüman olan bu göçmenlerin arasında bulunan 380 Musevi, Karay ailesinden 300 kişi Vytautas’in, Trakai’deki sarayına yerleştirildi. Litvanya’daki Karaylar’ın sayısı zamanla artarak 5 000 kişiyi buldu. Karay’lar saraya giden yol boyunca ağaçtan yapılmış ahşap evlerde yaşarlar, dini ayinlerini Knessa denilen sinagoglarda yaparlardı. Karay inancı, Irak’ta Ebû Cafer el-Mansur’un halifeliğinde 7. yüzyılda Talmud’a karşı bir hareketle kurulmuştur. ilk Karay öğreticisi ve yazıcısı Basralı Anan Ben Davud’dur. Başlangıçta Anan’ın yandaşlarına “Ananiler” denmiş, ancak 9. yüzyılda Karay adını almışlardır. Karay inancında ve ibadetlerinde İslami motifler bulunmaktadır. İbadethaneye ayakkabısız girilir, dua yerleri çok temiz tutulur. İslam tesiriyle alınan hutbede, halifenin adı anılır, mukaddes yerler olan Mekke, Medine ve Kudüs için hayır duada bulunulur. Hz. İsa ve Hz. Muhammed’in peygamberliği kabul edilir. Karaylığın İslamiyet’ten bu kadar fazla unsur almasının sebebi Anan Ben Davud ve Ebu Hanife’nin aynı hapishanede yattığı sırada, ondan etkilenmesidir. Karaylar’ın bağlandığı Tevrat, Yahudilerinkinden ayrıdır. Karay inancı temel olarak on emir’i esas alır ve Karaylığın duaları Zebur’dan ibarettir. Yahudiliğin kelime-i şehadeti gibi olan “duy işit İsrail” sözlerini, “duy işit Karay” şeklinde söyleyen Karaylar, bazı bayramlarda ve takvimde de Yahudilerden ayrılırlar. bu gün Karay dini hiç bir misyonerlik faaliyetinde bulunmamaktadır. bu dini yaymak veya sonradan kabul etmek prensip olarak imkansızdır. Bir insan ancak doğuştan Karay olabilir.
Eskiden ana caddedeki hangi evde Karayların yaşadığını öğrenmek çok kolaymış: evin caddeye bakan yüzünde üç pencere varsa; ev sahibi Karay ( Karaim ) olurmuş muhakkak. Günümüzde, Litvanya’da yaşayan Karaim ( Karay ) sayısı 300 civarında imiş ve sadece 60 kadarı Trakai’da yaşamakta imiş.

* Diğer türk kökenli halk ise tatarlarmış. Hazar Kağanlığındaki Karay’larla beraber, Altınordu seferinden sonra, Vytautas’ın, Müslüman Tatarları da beraberinde getirdiği bilinir. Kırım Tatarları Karay’lar kadar, nesillerini koruyamamışlar, Vilnius yakınlarında Kırktatar köyünde, ancak 700 kişi kadarlarmış. şöyle bir bilgi de var;  1683 yılındaki, Viyana Kuşatmasında, Osmanlıların yanında Kırım Tatarları savaşırken, Avusturya Habsburg İmparatorluğunun yardımına gelen, dönemin Litvanya-Polonya Krallığı ordusunda da, Lipka Tatarları da denilen Karay Türkleri çarpışıyordu, Osmanlıların çözülmesinin önemli nedeni, Karay’ların cesurane savaşmaları gösterilir.

*Karaim türklerinin yanısıra tatarların  izleri kalede hissediliyor. Odalarından birinde kuran, osmanlı padişahı ve osmanlı bayanlarının figürleri yer almakta. Litvanya Düklüğü’nün altın çağlarının eseri olan bu kale, yüzyıl başlarında harap halde iken, başarılı bir restorasyonla ayağa kaldırılmış. kılıçlar, toplar, tüfekler, kalenin minyatürleri, hazine odası gibi bölümler bizi büyülüyor. odalardan birinde kalenin restorasyonunu gösteren görüntülerin olduğu küçük bir televizyon da mevcut.

Kaleyi gezdikten sonra yorgunluğumuzu atmak hem de tatarlarıngeleneksel bir böreği olan “kibin”den yemek için bir kafeye giriyoruz. kafede Tarkan’ın ve Mustafa Sandal’ın parçaları çalıyor ve biraz şaşırıyoruz. Görevlilerden birisine kafenin sahibinin bir karaim türkü olduğunu öğreniyoruz. ve de takdir ediyoruz:D kibinlerimiz geliyor. bu böreğin içi tavuklu yada kıymalı olarak hazırlanıyor. ayrıca soğan ve pirinç var. yanında soslarla birlikte sunuluyor. her ne kadar Türkiye’deki börekler kadar lezzetli olmasa da adam akıllı karnımızı doyuracak kadar bize zevk veriyor.

kalkıyoruz biraz dolaşıyoruz. evlerin çoğu o kadar şirin ki ilerde yaşamak istediğim ev diye düşünmüyorum. farklı farklı renklerde, dik çatılı, iki katlı kutu gibi evler. bu evler karaim türklerine aitmiş.

keşke fotoğraf makinamın pillerinin şarjı bitmeseydi de daha fazla fotoğraf çekebilseydim.  Trakai’ye bayılarak akşam 8’de Vilnius’a dönmek üzere yola çıkyoruz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

* çok yorgunuz kendimizi yatağa atıyoruz ve bugünü de böylece sonlandırmış oluyor…

Son gün…Yarın

Reklamlar