Etiketler

, , , , , , , , , ,

hapishane

“Cezaevinde çocuk olmak” bir gazetenin arka sayfasında tam sayfa bir haberin başlığı bu. İçinde “çocuk” kelimesi geçtiği için daha başlığından içimi burktu bu yazı. Yazıyı okurken kimi zaman duygulandım, kimi zamansa kızdım. Yazı cezaevinde doğup büyüyen 0-6 yaş arası bebek ve çocukların durumunu üç kadın fotoğrafçının dilinden anlatıyor.

Herşey üç kadının belgesel fotoğrafçılığına merak sarması ve Adalet Bakanlığından 1 yıl süreyle izin almalarıyla birlikte başlamış. Üç kadın fotoğrafçı, bu 1 yıl boyunca Adana, Ankara, Denizli, Eskişehir, İstanbul’daki 5 cezaevinde çalışmışlar. Ve sonunda “Umutları ertelenen çocuklar” başlıklı belgesel fotoğraf sergisini açmışlar. Aynı zamanda “Umutları ertelenen çocuklar”, Şişli Belediyesi’nin katkılarıyla albüm haline getirilmiş. Şimdi sizinle en çok ilgimi çeken kısımları maddeler halinde paylaşmak istiyorum:

* Koğuşlara oyuncak sokmak yasak. Oyuncaklar pet şişeler.

*3 yaşına kadar kreş olanağı yok.

*3-6 yaş arasındaki çocuklarsa kreş olanaklarından kışın yararlanabiliyorlar.

*Öğretmen sıkıntısı var.

*Çocuklar anneleriyle aynı yatağı paylaşıyorlar. Bu durum bazen büyük sıkıntılar yaratıyormuş. Öyle ki anneler, geceleri “uyuyakalırsam bebeğim düşerse” endişesiyle doğru dürüst uyuyamıyorlarmış.

* Koğuşlarda sigara içmek serbest. Çocuklar bu ortamda büyümek zorunda kalıyorlar.

*Çocuğu olmayan kadınlar çocukara tahammülsüz ve bu nedenle sık sık kavga çıkıyor.

*Çocuk doktoru yok.

*Çıkarılan yemekler çok yağlı, tuzlu ve hatta baharatlı. Anneler yağları ayırıp baharatlarından arındırmak için yemekleri suda yıkıyorlar.

*Bazı cezaevlerinde çocuklu , annelere fazladan muz, yumurta, süt veriliyor. Diğer hükümlüler bundan rahatsız oluyorlar.

*Mahkumlara yönelik uygulama çocuklar için de geçerli. Kreşe gardiyanlar eşliğinde götürülüyorlar. Öğlen yemeği için koğuşa geri dönüyorlar.  Giriş çıkışlarda ellerini iki yana açarak aramaya tabi tutuluyorlar.

* ve en acısı da bu:Cezaevinde anneyle birlikte kalmak için sınır 6 yaş. Bu çocuklar 6 yaşından sonra dış dünyayla tanıştıklarında ciddi travmalar yaşıyor. Dış dünyaya uyum sağlayamıyorlar. Cezaevine geri dönmek istiyorlar.

Peki çözüm ne olabilir: Üç kadın fotoğrafçıdan Serap Borucu “Öncelikle suçu önleyecek çalışmalara yapılmalı” derken Füsun Tırman “En azından Finlandiya’da olduğu gibi çocuklu mahkumlar aynı koğuşa konulamaz mı” diyor.

Bu her iki öneriye tamamen katılıyorum. Benim de şu şekilde bir düşüncem var. Acaba bu çocukların cezaevinde büyümelerindense onlar için özel olarak kurulacak olan çocuk esirgeme vb. türünden bir kurumda yetiştirilseler ve haftanın belli günlerinde annelerini görseler. Ya da en azından 6 yaşından sonra cezaevlerinden çıkarılan çocuklar için böyle bir imkan sunulsa ve bu çocuklara 2 yaşından başlayarak 18 yaşına gelinceye dek psikolojik destek verilse çok iyi olmaz mı? Olur. Ama tabiki bunlar layıkıyla yapılacaksa. Ne diyeyim. İnsan kendisiyle eşit şartlarda yaşamayan ya da büyümeyen çocuklar gördüğü zaman üzülüyor. Yani ben öyleyim. Benim çocukluğum güzel geçti. Açık havada oynadım, koştum, çamura bulandım, oyuncaklarım oldu, sevgiyle büyüdüm, korkum, endişem olmadı. Ama ya bu çocuklar. Benden ve tanıdığım başka çocuklardan çok farklı yaşayarak büyüyorlar. Bu çocuklardan sağlıklı bir gelecek nasıl beklenebilir ki? Küçük bir çocuğun kalbinin incinmesi kadar kötü bir üzüntü, onun mutluluğu kadar güzel bir mutluluk yoktur. Çocuk dünyası çok farklıdır, temizdir. Ama ne yazık ki yaşanılan ortamlar onların kirlenmesine yada temiz kalmasına neden oluyor. Söylenecek başka söz yok…

513c6af36462e_square umutlari-ertelenen-cocuklar images 490-294

Reklamlar