Etiketler

,

Bugün yine ilgimi çeken bir haberi sizinle paylaşıyorum. Haberde başarılı bir eğitim hayatı ve kariyeri olan bir bayanın Fulsen Türker’in bir anda başarılı iş hayatını bırakıp garsonluğu seçme serüveni anlatılıyor: Şimdi ben de bazı kısımları alıntı yapıp size aynen aktarıyorum:)

“32 yaşındaki Fulsen Türker, ailesi tarafından küçük yaşlardan itibaren parlak bir geleceği olması için yetiştirilmiş. Anadolu lisesinde okumuş, matematik bölümünü bitirmiş, yüksek lisans yapmış.”

“Ben Fulsen. 2 ay sonra 32 yaşımı dolduracağım. Bana “İngilizce öğren” dediler, öğrendim. “Vakit kaybetme, hadi hadi, hemen üniversiteyi kazan” dediler, kazandım; “Geç kalma sakın, hemen bitir okulu” dediler, bitirdim. 22 yaşımı yeni doldurmuştum ki, yüksek ökçelerin üzerinde yürümeyi henüz bilmezken lacileri çekip dönemin en büyük bankasında, pek de fiyakalı bir unvanla işe başladım. “Yüksek lisans caizdir” dediler, “Hemen” dedim.” Bu kısım  herkese tanıdık geliyor mu acaba:D

“Fulsen Türker, Bornova Anadolu Lisesi ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Matematik Bölümü mezunu. İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde yüksek lisans yaptı. Kurumsal firmalarda çeşitli görevler aldı. Şu an Osmanbey’de bir kafede garson olarak çalışıyor. fulsyaziyor.com adresinde yazdığı yazı, birkaç haftadır internette dolaşıyor ve 223 bin kez görüntülendi. Çok da güzel tepkiler aldı. Yazıda iyi okullarda okumuş, bilinen şirketlerde çalışmış bir kadının kariyeri kendi ağzından anlatılıyor.”

5 ay kontağı kapattım

Ajans Press sonrasında da Excel İletişim Danışmanlığı’nda çalışmış.”30’uma az kalmıştı ve 13 yıldır çalışıyordum. Hepsini keyif alarak yaptım, ama durma ihtiyacı hissettim” diyen Türker, 5 ay kontağı kapatmış. Bu sürede kitap okumuş, film izlemiş, ihmal ettiği kardeşiyle ilgilenmiş. 5 ay sonra kurumsal tarafta iletişimle ilgili çalışmak istediğine karar vermiş ve Universal Hastaneler Grubu’nda kurumsal iletişim faliyetlerinden sorumlu olarak yaklaşık 2 yıl çalışmış. Ayrıldıktan sonra yine kurumsal bir iş aramış. O dönemdeki Gezi olayları, sektörün durgunlaşması nedeniyle istediği gibi bir iş bulamamış.

Bir gün sokakta yürürken 2 yıldır müşterisi olduğu Mono Brasserie Cafe’nin camında “tecrübeli eleman aranıyor” ilanını görmüş. İçeri girip eleman ilanı için biriyle görüşmek istediğini söylemiş ve mekanın işletmecisi Esin Hanım’la tanışmış. İşe başvururken özgeçmişi nedeniyle işe kabul edilmeyeceğinden korkup daha çok garsonluk tecrübesi üzerinden kendini anlatmış.”

Fulsen Hanım aslında bu işi geçici olarak yapmayı düşünmüş fakat sonra bu işten zevk almaya başlamış. Enerjisinin arttığını, sevdiklerine daha fazla zaman ayırdığını söylüyor.

Açıkçası Fulsen Hanımın yaptığı cesaret isteyen ve toplumun standartlaşmış kurallarına uymayan bir davranış. Takdir ettim doğrusu. İnsan hangi işi yaparak kendini mutlu hissediyorsa o işi yapmalı, toplumun bazı kurallarına kulaklarını tıkamalı…

Reklamlar