Bloğumda en sevdiğim kategorilerden birine yazı eklemenin mutluluğunu yaşıyorum yine:) Bugünkü konuğum can dostlarımdan biri: Tuğba Demirci. Canım arkadaşım ismini yazabileceğimi söylediği için ben de ismini yazdım ama tabiki bir kahramanı var onun da:

“peter pan hiç büyümeyen mutlu çocuk kahraman :D”

O zaman Peter pan neler öğrenmiş, onun öğrendiklerinden bişeyler öğrenme vakti:D

images

HAYATTAN NE ÖĞRENDİM

32 yaşındayım ve hayata boş yere değil,  aşkı bulmak için geldiğimizi öğrendim.

iyi biri olmanın aşka giden bir yol olduğunu öğrendim.

Çocukluk en mutlu hissettiğim;  hiç unutulmayacak anların,anıların olduğu ve gelecekte bana  ışık olan;  ne zaman güçsüz hissetsem sığındığım, bana güç ve  umut aşılayan en önemli dönemdir.

Başınıza gelen kötü olaylar için bunda da vardır bir hayır derim ve beni öldürmeyen şeyin güçlendirdirğini sonradan görürüm. Kötü dönemi geçirmek sabır ve dua ile katlandığım ve çok zor geçirdiğim dönemlerdir.

İnsanların çoğunun bencil ve düşünerek yaşamadığını düşünüyorum.

Hergün az da olsa kitap okumaya özen gösteriyorum çünkü bana huzur veriyor umut veriyor.

Hiç kimse tamamen kötü değil ve tamamen de iyi değil. Devamlı iç savaş veriyoruz iyi ya da kötü olmak için.

Gerçek mutluluk hayatın anlamını keşfetmek ve buna layık biçimde hayatta kalmaya çalışmak onurunla insan olarak bu ömrü tamamlamaktır diye düşünüyorum. Bunu yapmak o kadar da kolay değil önümüze öyle engeller çıkıyor ki iyi kalabilmek çok zor zanaat.

Bugüne kadar nasıl geldim anlayamıyorum bazen arkama dönüp bakınca zaman ne kadar da çabuk geçmiş. Oysa insan anı yaşarken özellikle de sıkıntılı anlarda çok uzun geliyor bu bir çelişki. Buradan her şeyin gelip geçici olduğu sonucuna ulaşıyorum bu dünyada.

Artık sadece hayatta insan kalmaya çalışıyorum. Çok büyük beklentilerim yok kendim için sadece herkes mutlu olsun istiyorum Allahın rızasını kazanmak için yaşamaktan başka bir amacım da yok.

Halen yaşıyorsanız hala bir şansınız var demektir aşkı tanımak için…

Vücudumuza iyi bakmamız gerekiyor o bizim bu dünyadaki elbisemiz.

Aşk var olma sebebimizdir.

Espri yapmak insanı eğlendirirken eğitir,  olumlu düşüncelere sevk ederse, yaşama sevgisi ve sevinci aşılarsa amacına ulaşmış olur bana göre.

Hayvanları sevmeyenlerin insanları sevemeyeceğini düşünüyorum dolayısıyla da tam olarak sevgiye ulaşamayacaklardır hiçbir zaman.

Bu dünyadaki en genel  isteğim vazifemi tamamlayıp gitmek aşka ve özgürlüğe.

Annemden sevgiyi,dürüstlüğü,sadakatı,özveriyi,sabırı,güvenmeyi,hırsız olmamayı,örnek almayı,farkındalığı,görgü kurallarını,güzel ve yerinde giyinmeyi,şiir okumayı ve yazmayı roman okuma zevkini  öğrendim.Dünyadaki İlk öğretmenim annemdir her türlü güzel ve iyi davranışın temellerini atan bir mimardır o.Onu kelimelerle anlatmam pek mümkün değil.Tüm güzel kelimeler onun güzel yüreği karşısında ehemmiyetsiz kalıyor. Kendisi dünyadaki kutsal varlığım, canımdan aziz tuttuğum insandır.

Babamdan da sevgiyi, saygıyı,prensipli davranmayı,zengin gönüllü olmayı, hayata gülen gözlerle mavi bakmayı öğrendim. Koleksiyonculuğu, farklı türden kitap okuma zevkini,çılgınlığın yerine göre hayata anlam kattığını,onurlu ve özgür olmayı babamdan öğrendim. En önemli mirasın dürüstlük ve sevgi olduğunu öğrendim ondan. Onun bir çınar gibi gölgesinin bile rahatlık vermeye yettiğini o bu dünyadan gittiğinde anladım. Hiçbir şey yapmasa bile bu bile hayatı kolaylaştırmak için yetermiş meğerse,o güven duygusunu başka kimsede bulamadım. Tabiî ki ailesi için  emeğini, ondan öğrendiklerimi saymakla bitiremem.Annemden sonraki kutsal varlığım babamdır.

Her yeni yılda bir yıl öncekine göre daha olgun ve değişmiş hissediyorum. Her yeni yılda yaşlanmak hoşuma gitmese de geçtiğim merhaleleri değerlendirmek hoşuma gidiyor ve asla geri dönmek istemiyorum geçmişe…

Bir gün ölceğimi bilmek kötü günlerimde ve haksızlığa uğramış hissettiğimde yegane teselli kaynağım.

Yaşlandığınızda hayata faydalı işlerle meşgul olarak iyi izler bırakmış bir gençlik geçirmiş olmanın iç huzurunu  yaşamak en büyük mutluluk olsa gerek…

Hayatın yoluma çıkardığı her türlü düzlüğü ve yokuşu kabul etmeyi öğrendim.

Hayatımı ve beni anlatan (film)  henüz çekilmedi ve ben kendi yaşam romanımı yazmazsam da çekilmeyecek asla çünkü her insanın yaşamı yalnızca kendine özeldir kimseninkiyle aynı olamaz.Her insan tek ve özeldir yaşamı da aynı şekilde…

Ben hayattan kıymet bilmeyi en öenmlisi de aşkı fark etmeyi öğrendim ve hala aşkın farklı boyutlarına götürecek gizemleri keşfetmenin peşindeyim.Hayat sonsuz bir gizem ne kadar farkında olursam aşka o kadar yaklaşacak ve  o kadar da mutlu olacağım hem misafirhanemde hem de anavatanımda…

Son sözüm yaşam verilmiş en kıymetli ve eşsiz bir  armağandır Tanrıdan ve umarım ki onu iyi değerlendirebilenlerden  oluruz…

Beni en iyi anlatan, çok sevdiğim  şarkı cem adrian ve umay umayın beraber seslendirdikleri “Bana özel” isimli şarkıdır.

Sevgili arkadaşıma çok teşekkür ediyorum. Harika bir yazı olmuş. Hayat sana gönlünden geçenleri getirsin inşallah canım arkadaşım…