Ben öyle bir deliyim ki sessiz olanlardan. Uçuyorum aslında rüzgara karşı sen farkında değilsin. Aslında herkes uçuyor farkında değil. Hayat rüzgar değil mi ve hep suçladığımız canlı varlık. Herşeyin suçlusu o, bahanesi o… “hayat ne istiyorsun benden?” hayat bunu da yaptı bana” . güzel şeylerden kendimiz kötü şeylerden hayat sorumlu değil mi ve biz yine de hayatın içinde hayatı severek bazen inatlaşarak yaşamıyor muyuz? Hangimizin hayatı kolay? Herkesin hayatı kendine göre zor ve bazen taşıyamayacağı kadar ağır? Benim için en kötüsü ne biliyor musunuz?  Gerçekten çok zor, ezilmiş hayatlara ve solgun benizlere, üzgün gözlere tanık olmak…  diyorum ki bu kadarı da fazla bir insana fazla ve o an kendi sitemlerimden, şikayetlerimden aslında kendi rahatlığımdan utanıyorum. Bu derin bir mevzu, uzatmıyorum.  Bir anda esiveren dağınık düşüncelerimin ana fikri şudur özetle:  Herkes kendi dünyasında zaman zaman bir delidir ve de o dünyanın her zaman  kahramanıdır. Herkesin hayatında görünmeyen perdeler ve bu perdelerin ardında yaşanan duygular seli vardır. Önemli olan o perdelerin varlığını bilmek ve önyargılı olmamaktır, empati kurabilmektir.

 

Reklamlar