Etiketler

,

Çok önceden yazılması gereken bir yazı dizisiydi aslında ama bir türlü fırsat bulamadım. Amacım gittiğim ülkelerde geçirdiğim günleri daha sonra hatırlanmak üzere yazılı hale getirmek aynı zamanda da bu ülkelere gidecek olanlar için yardımcı olabilecek bilgileri paylaşmak. Daha çok işim var. Barselona’dan sonra dört sene önce gittiğim Amerika’yı anlatacağım:D  O zaman fazla beklemeden Barça günlerini anlatmaya başlıyorum:)

Hazırlıklar:

Barselona hakkında internet üzerinden, Barselona’ya daha önce gitmiş olan arkadaşlarımızdan bilgiler almaya başladık. Ne götürmeliyiz,  nereleri mutlaka görmeliyiz, nelere dikkat etmeliyiz vb. Sıklıkla duyduğumuz ve okuduğumuz şey ise hırsızlığın oldukça fazla olması ve dikkat etmemiz gerektiği ile ilgiliydi. Hatta öyle ki hırsızların başkenti olan ülke ifadeleriyle çok karşılaştık. Haliyle tedirgin olduk ve tedbirlerimiz almaya başladık.  Boyna asılan para cüzdanlarından aldık. Sırt çantalarımızla gezecektik ama paralarımızı boynumuza astığımız cüzdanlarımızda taşıyacaktık. Hatta daha sonra şöyle bir yol izledik. Belirli miktarda parayı toplayıp,  tek elden harcamamızı yaptık. Her seferinde herkesin eli para kesesine gitmemiş oldu. Bu oldukça güvenilir bir yol oldu. Herkese tavsiye ederim. Bunun dışında türk elçiliğinin numarasını öğrendik ki bunu hangi ülkeye giderseniz gidin muhakkak öğrenmelisiniz.  Kalacağımız yer konusunda otel yerine 3 oda 1 salon dairede kalmaya karar verdik ve  çok da memnun kaldık. 5 kişiydik ve daire bizim için oldukça konforlu, güzel ve güvenilirdi. Aynı zamanda fiyatı otele göre oldukça uygundu.  Burdan götürdüğümüz yiyeceklerimizi tükettik böylece otellerde damak tadımıza uymayan yemekleri yemek zorunda kalmadık. Tek dezavantajı resepsiyonun 20 dklık yürüme mesafesi uzakta olmasıydı. Onun dışında herşeyiyle çok memnun kaldık. Gerçekten daire kiralama olayını kesinlikle öneririm. Peki yiyecek olarak neler götürdük: kaşar peyniri, zeytin, et sucuğu, konserve, hazır çorba, soğan:), çay, nescafe, bisküvi, çikolata ve daha bir sürü şey. Ve bunları götürdüğümüze de asla pişman olmadık. Çünkü yabancı ülkelerde damak tadımıza hitap eden bişeyler bulmak o kadar zor ki. Özellikle kahvaltı seven türkler için yaban ellerde leziz peynir ve zeytin  bulmak çok zor. Keza akşam yemekleri de öyle. Domuz eti tüketildiği için yediğiniz yemeklerden emin olamıyorsunuz. Çay zaten çok farklı oluyor ki biz türkler çayı da bir başka severiz.  O yüzden kesinlikle buradan, çürümeyecek, bozulamayacak herşeyi götürmelisiniz. Eveet kalacak yer tamam, yiyeceklerimiz tamam, almamız gereken herşeyi aldık tamam o zaman yolculuk başlasın.

SAM_0739

12 Temmuz 2014: Yolculuk zamanı

09:25’te Konyada başlayan yolculuğumuz İstanbul aktarmalı. Saat 10:35’te İstanbul’da oluyoruz. Barselona uçağı 20:30’da. Beklediğimiz süre oldukça fazla olduğu için bu süreyi lounge’da geçirmeye karar verdik. İnternet, televizyon, sohbet, uyku derken 10 saat nasıl geçti anlamadık. Derken saat 20.30 oldu ve heyecan verici yolculuğumuz başladı.

SAM_0756

Saat 23:30 gibi Barselona’daydık. Ve işte şenlik başlasın:) Havalananında sadece Türkiye’den yolcular bir de gişe memurları var. İnanılmaz sessiz hiç kimse yok. Ömrü hayatımda böyle bir havalanı görmedim. Şok olduk. Neyse bu sessizliğe ve kimsesizliğe şaşkınlığımızı atlatmadan, valizlerimizi beklemeye başladık. İkinci şok. Bizimle birlikte 5 kişinin valizleri gelmedi. Bekliyoruz bekliyoruz yok. Bari birilerine soralım dedik. Zaten 2 gişe memuru var.  Çok seçeneğimiz de yok yani. Onlar da bilgilerinin olmadığını söylediler. Çıkış kapısına doğru ilerleyelim belki birilerini buluruz diye düşündük. Bulduk da. Ama gelin görün ki güvenlik görevlisi olan bu kişi ingilizce bilmiyordu. El kol vs. derken derdimizi anlattık ama onun da hiç bir bilgisi yoktu. Artık biraz daha durup beklemeye karar verdik. Ve yarım saat sonra geldi valizlerimiz. Allah’a binlerce kez şükredip havalanından çıktık. Kalacağımız dairenin resepsiyonuyla taksi göndermeleri konusunda anlaşmıştık fakat valizleri beklememiz nedeniyle gelen taksici hanımefendimiz de bizi beklememiş ve gitmişti. Bu taksicilerden ayrıca bahsedeceğim. Başka taksi de bulamadık. Derken otobüs duraklarının olduğu yere doğru ilerledik. Apartmanımızın adını, bölgesini sorduk ama kimseden net bir yanıt alamadık derken “pilot” kavramının kafada oluşturduğu kanaati hakkıyla veren bir beyefendi uzaaaak diyarlardan çıkıp geldi:D Onun yardımıyla otobüse bindik ve nerede ineceğimizi öğrendik. Ona çok şey borçluyuz:D (Kimbilir belki bir gün Türkiye’de karşılaşırız, biz de ona yardım ederiz belli mi olur.)  Otobüs tıklım tıklımdı dolayısıyla herhangi bir hırsızlık olayının yaşanmaması için çok dikkat ettik. 1 saate yakın süren yolculukta aklımızda, ispanyolcanın hakkını veren, her cümlesinin sonunu “Rrrramon” diye bitiren sarı ve kısa saçlı teyzemiz kaldı. Yolculuk sonunda “universitate” durağında indik ama dairemize gitmek için taksiyle de yolculuk yapmak durumunda kaldık ve dairemize nihayet gece 2.30 sularında ulaşabildik. Macera dolu ve keyifli bir yolculuktu. Açıkçası hiçbir şeyden şikayetçi olmadık. Ama yorulduk tabiki. O yüzden bir sonraki güne enerji dolu başlamak için hemen yatağa attık kendimizi. Bekle bizi Barça:)

Yarın: Barça Günlerim 1