Çok üzgünüm. Aklımın almadığı ve almayacağı, Türkiye’de kadının geleceği hakkında düşündüren ve endişelendiren bir vahşet daha yaşandı. Bir insan nasıl bu kadar kötü olabilir, insanlıktan çıkabilir, canavara dönüşebilir aklım almıyor. Ve en kötüsü de şu ki bu canavarlar gittikçe çoğalıyor. Nerde yanlış yapılıyor, Ne yanlış ta böyle canavarlar ortaya çıkyor?Nedenleri çok aslında ki bunlardan en önemlileri  bence “kadın” kavramını ve kadının varlığını değersizleştiren, küçük düşüren önyargılar, küçük yaştan itibaren  din, islamiyet gibi enyüce kavramları kullanarak kadını bir mal gibi gösteren ebeveynlerin öğretileri (ki bu insanlar bir kere dahi Kur’an-ı Kerim’i okumamışlar ve anlamamışlardır, bir hoşgörü dini olan islamiyet hakkında kulaktan dolma bilgilerle yetişmişler, dinimiz hakkında en ufak doğru bir bilgiye sahip olmamışlardır, cahil zihniyetlerdir) zayıf adalet sistemidir.   Böyle olayların tekrarlanmaması için sadece hukuki yönden değil, dini, eğitim ve öğretim yönünden de radikal çözümlere gidilmeli, geniş kapsamlı ve uzun vadeli en önemlisi de sürekliliği olan bir çözüm planı belirlenmelidir. Yoksa Özgecan da unutulup gidecek.Bunu biliyoruz. Neden mi? Mesela size Gizem Akdeniz desem? Bu ismi hatırlayan var mı? Gizem’in hikayesi de yüreklerimizi parçaladı, uykularımızı kaçırdı. İsyan ettirdi. Ama ne oldu u-nut-tuk. Dilerseniz olayı kısaca hatırlatayım:

“Olay, 17 Nisan’da meydana geldi. Seyhan ilçesi Tellidere mahallesinde sokak ortasında oyun oynarken ortadan kaybolan altı yaşındaki Gizem Akdeniz’in cesedi, 36 saat sonra bıçaklanmış ve yakılmış olarak bulundu. Olayla ilgili çalışma başlatan polis, cinayet zanlısı olarak ailenin akrabası özel güvenlik görevlisi Süleyman Akdeniz’i gözaltına aldı. (detaylar için http://www.mynet.com/haber/yasam/gizem-akdeniz-davasinda-karar-aciklandi-1705035-1”

Sanırım hatırladınız. Belki de bu vahşet gibi gün yüzüne çıkmayan daha çok olay vardır aslında belki de değil kesinlikle böyledir. Peki bu böyle sürecek mi? Başka anne babaların yüreğine ateş düşecek, yaşayan birer ölüye dönüşecekler mi? Bizim uykularımız yine kaçacak, korkusu gittikçe büyüyen kadınlar olarak yaşamaya çalışmaya devam mı edeceğiz? Bu soruların cevabı, radikal ve uzun süreli çözümler alınmadığı sürece maalesef ki evettir. Bu konu ciddi ve titiz bir şekilde masaya yatırılmadığı sürece evettir. Sadece Özgecan vahşetine yönelik değil  kadına yönelik yapılan her türlü şiddeti önlemeye yönelik temelli çözüm yolları aranmalıdır. Yani geçici değil kalıcı çözümler bulunmalıdır.

Özgecan, Gizem ve daha niceleri yüreğimizi parçaladılar. Çok üzüldük. İnşallah bu son olur. İnşallah Özgecan ve acı çeken bütün çocuklarımız, kızlarımız, kadınlarımız artık unutulmazlar. Umarım Özgecan, yüreklere az da olsa su serpen bir adaletin simgesi olur…

Ve Allah’ım sen hepimizi kötülerden koru, Amin.

Reklamlar