Yine uzun bir ara verdim. Anlaşılan 6 gün süren Barselona tatilini  365 günde anlatacağım;) Napalım bu aralar her zamankinden daha yoğunum. Neyse hazır kalemi elime almışken pardon klavyenin tuşlarına elimi atmışken şu yazıyı hemen yazayım:D hadi başlayalım o zaman…

Barselona’da her akşamı harita üzerinde gideceğimiz yerleri belirlemekle geçirdik. Çok keyifliydi. Zaten 6 günün sonunda bir Barselona kurdu olmuştuk adeta 🙂  Bir yandan günün değerlendirmesini yaparken bir yandan da çayımızı hüpletiyorduk. Gavur ellerde türk çayının tadı da bir başka oluyor hani 😛 1. günün akşamında da yine oturduk masamızın başına. Ve yarın ki rotamızı belirledik: Öncelikle Park Guell daha sonra muazzam bir yapı olan Sagrada Familia ve son durak olarak da Torre Agbar gezilip görülecekti.

Sabah kahvaltımızı yaptıktan sonra Sayın Okay Yağcı’nın hazırlamış olduğu lezzetli sandviçleri de yanımıza alarak çıktık. Malum Barselona çok pahalı bir şehir. 6 gün boyunca öğle yemeklerimizi evde hazırladık,  2 gün hariç akşam yemeklerimizi evde yedik. Bu şekilde yemek konusunda tutumlu davrnarak daha çok gezdik;)

Park Guell

Park Guell,  soylu Guell ailesi tarafından soyluluk göstergesi olarak yaptırılmış ve 1923’ten sonra da halka açılmış. Bu parkın bazı bölümleri ünlü katalan mimar Antoni Gaudi’ye yaptırılmıştır ki zaten Barselona’daki bir çok yapı tıpkı Park Guell’in de olduğu Antoni Gaudi’ye ait. (Şehrin her noktasında Gaudi’nin eserleri var.) Guell ailesinin amacı bütün soyluları burada toplayarak şehirden izole bir hayat sürmekmiş. Bu amaçla da 60 evin yapılması planlanmış fakat Gaudi’nin beklenmedik ölümü ve başka sebepler bu projenin gerçekleştirilmemesine neden olmuş. Sadece üç ev yapılabilmiş. Park Guell eşsiz Barselona manzarasının izlendiği tepelerden birinde yer alıyor. Hansel ve Gretel’in evinden esinlenilerek yapılan insanda kurabiye, şeker yeme isteği uyandıran iki eviyle,  kocaman bir kertenkelesiyle, yemyeşil doğasıyla, tepeye doğru tırmanırken karşılaştığımız sokak sanatçılarıyla Park Guell bizi çok etkiledi. Fakat burada hemen garip bulduğumuz bir noktaya değinmek istiyorum. Park Guell’in girişinde sadece bahçenin çevresini gezmek için bilet alıyorsunuz. Bahçenin iç kısmında bulunan bahsettiğim evleri, kertenkeleyi vb. yapıları görmek için ise farklı bir bilet daha almanız gerekiyor. Üstelik bu biletlerle evlerin içine giremiyorsunuz. Sanırım bunun için de bilet almak gerekiyor. Bu durum biraz pes dedirtti ama devam eden günlerde bu tip durumlarla çok karşılaştık ve canım Türkiye’me ve insanlarına bir kez daha hayran oldum. Daha anlatacaklarım çoook. Yeri geldikçe hepsini anlatacağım. Asıl mevzuya dönecek olursam yani şimdi ben bu Barelona  vatandaşlarına  tembel mi desem gözü açık mı desem bilemedim. Türkiye’de olsa bahçenin tamamı için bir bilet alırsın. Olsa olsa evlere girmek için başka bir bilet daha alırsın. Bahçenin iç kısmını görmek için de bilet mi alınır üstelik asıl görülecek şeyler bu kısımda.

Neyse artık görmemiz lazım diyip gezimize başlıyoruz. Fakat iç kısım için verilen biletler belirli zaman aralıklarında girişinize izin veriyor. Öyle hemen giremiyorsunuz.  Bu nedenle biz de saatimizi beklerken park guell’in en tepesine gitmeye karar veriyoruz. Bu vesileyle de bahçenin çevresini gezmiş oluyoruz:D  Tepeye çıkıp Barselona’ya kuş bakışı baktıktan sonra ikinci biletimizin zamanı geliyor. İç kısmı da gezdikten sonra Park Guell’e noktayı koyuyoruz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

La Sagrada Familia

Park Guell’den sonra La Sagrada Familia kilisesine  doğru yola çıkıyoruz. Bu yapı için wikipedia şöyle der: “La Sagrada Familia (Kutsal Aile) Katalonya‘nın Barselona şehrinde bulunan modern mimarinin öncülerinden sayılan Antoni Gaudi‘nin 1883yılında devraldigi fakat Antoni Gaudi’nin 1926 yılında bir tramvayın altında kalarak ölmesi sonucu yarım kalan bir bazilikadır.Yapımı halen devam etmektedir. Halk arasında bitmeyen kilise olarak da bilinir. 1882 yılında halkın yardımlarıyla yapımına başlanan mimarinin bitmemesinin nedeni hala sembolik olarak halkın yardımlarıyla yapımına devam edilmesi ve Gaudi’nin karmaşık mimari tarzının çözülmesinin güçlüğüdür. Ayrıca binanın çizimlerinin ve ilk yapım yöntemlerinin de 19.yüzyıldan kalması nedeniyle günümüz teknolojisine uyarlanması da bir başka zorluktur.2026-2028 yillari arasinda bitmesi tahmin edilen kilise yardımseverlerin katkilariyla yapılmaktadır. ” Şunu söylemeliyim ki Sagrada Familia gerçekten muazzam bir yapı. Şimdiye kadar gördüğüm en ihtişamlı kilise. Öyle ki bu ihtişamı beni çok heyecanlandırdı. Ben kiliselerden çok etkilenmem açıkçası ama bu yapı bir başkaydı benim için. Fakat bu ihtişamlı yapının içine girmek o kadar kolay olmadı maalesef. 2 saate yakın kuyrukta bekledik diyebilirim. Fakat buna değdi kesinlikle. Bu önemli yapının içi de dışı  kadar etkileyici. Gaudi kilisenin iç yapısını ayakta tutan kolonları dallanıp budaklanan ağaçlar şeklinde tasarlamış. Ve her noktasını doğadan esinlenerek inşa etmiş. Zaten Gaudi eserlerini genellikle doğadan esinlenerek oluşturmuş. Bu şekilde doğadan esinlenerek yaptığı eserlerin gösterildiği bir sergi alanı da La Sagrada Familia içinde yer almakta. Bu bölümden de çok etkilendiğimi itiraf etmeliyim.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Torre Agbar

Son durağımız, Sagrada Familia’ya yakın olan Torre Agbar binası oluyor. Akşama doğru orda oluyoruz. Bir işyeri olan binanın tek özelliği farklı bir ışıklandırmasının olmasıymış. Ve bunu görmek için havanın kararmasını beklememiz gerekiyormuş. Bu farklı ışıklandırmayı merak ettiğimiz için beklemeye karar veriyoruz. Hemen yakınlarda olan ikinci el pazarda biraz vakit geçirdikten sonra yine yakınlarında yer alan alışveriş merkezine gidiyoruz. Akşam oluncaya kadar burada oyalandıktan sonra binayı görmek üzre dışarı çıkıyoruz. Açıkçası hayal kırıklığına uğradığımı itiraf etmeliyim. Şaşırabileceğim nitelikte, bunun da ötesinde gezilebilecek yerler arasında gösterilebilecek kadar farklı bir ışıklandırması yok binanın. Ah Barselona ah! Bu bina mutlaka görülmesi gereken yerler arasında nasıl gösterilir şaştım kaldım açıkçası.  Neyse Barselona’nın güzel caddelerinde sokaklarında gezdik buraları da görmüş olduk diyerek (bardağın dolu tarafı:)) evimize dönüyoruz. 3. gün için planlarımızı yapmaya başlıyoruz.

SAM_0225

Ve yazımın sonunda önemli bir teşekkürü etmem lazım:)

Her sabah ve akşam padişah Sofrası gibi yemekler hazırlayıp ekibimizin Barça sokaklarında enerjik gezmesini sağlayan sayın Okay Yağcı’ya ekip arkadaşlarım adına teşekkürü bir borç bilirim:) Gerçekten de teşekkürler Okay usta:)

Devam edecek…

Reklamlar