Bugünü sadece Salvador Dali’nin müzesine ayırıyoruz. Bunun için Dali’nin doğup büyüdüğü Figuerese Kasabası’na doğru trenle yola çıkıyoruz. Eğlencemiz trende başlıyor. Laf benim ilkokul müzik hayatıma nasıl geldi hatırlamıyorum ama başlıyorum anlatmaya. Durun size de anlatayım. Ama bir parantez açayım ki ayrı bir konu olsun. Açıyorum parantezi (Şimdi bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde diye devam etmicem tabiki:D Efenim bizim ilkokul öğretmenimiz her müzik dersinde sesi güzel olan öğrencileri kaldırır şarkı söyletirdi. Eğer ki bir şarkıya da taktıysa vay halinize:D İşte o sesi güzel olan öğrencilerden biri de bendim. Yani öyle söylerlerdi yoksa ben pek beğenmem (Mütevazi olma çabaları:D). Ben o yıllarda Türk Sanat musikisi hayranıyım (ki hala öyleyimdir ama pek söylemiyorum artık). Çıkıyorum tahtaya bir gün Emel Sayın’dan Yağdır Mevlam Su’yu söylüyorum bir gün çıkıyorum Muazzez Abacı’dan Vurgunu okuyorum. Arada başka şeyler de söylüyorum Yeni Türkü’den Telli Turna gibi. Bir şarkı daha söylermişim arkadaşlarımın dediğine göre ama hiç hatırlamıyorum ki unutmakta haklıymışım.  Sanırım beynimin en karanlık köşesine göndermişim onu gerçekten hiç hatırlamıyorum. Dur şarkıyı söylüyorum: Sinan Erkoç’tan Havam Yerinde:) merak ederseniz yuutubeden açıp bakarsınız. Ama tarzımı yansıtmadığı kesin:D Ben onun ağabeyini dinlemeyi severdim nerden çıktı Sinan:D Neyse çok dağıldı konu hemen toparlıyorum. İşte musikide tavan yaptığım o yıllarda bir gün hocam benden Zekai Tunca’nın söylediği Üzme Beni isimli şarkıyı ezberleyip müzik dersinde icra etmemi istedi. Eee tabi o zamanlar internet yaygın değil, mp3ler yok akıllı telefonlar yok, (eyvah yaşımı ifşa ettim:)) Bildiğin kaset çalar var, bir de Mehpare Çelik’in programı. Bu şarkıyı o programdan başkasında bulamam. Ben her sabah kalkıp Mehpare Çelik’in programını izlemeye başladım. Neyse ki çok beklemedim. Bir gun Zekai Tunca çıktı ve o şarkıyı söyledi. Çok şanslıydım doğrusu. Nasıl heyecanlandım. Hemen sözlerini yazdım. Müzik dersimizde büyük bir heyecanla söyledim. Bu dersten itibaren de her müzik dersinde bu şarkıyı söyletti hocam. Ben bu şarkıyı, Ali isimli bir arkadaş emmoğlu’nu söylerdi hiç sektirmeden her müzik dersinde. Sevgili ilkokul arkadaşlarım yaşattığımız bu travma için sizden gerçekten özür dileriz. Çok çilemizi çektiniz çok. Sağolun varolun:D. Hatıram burada bitiyor hemen kapıyorum parantezi) İşte ben bu hatiramdan bahsedince bizim muhteşem dörtlümüz hadi söyle o şarkıyı diye müthiş bir ısrarda bulundular, yani ne ısrar ne ısrar:D Ben de “hemen” dedim. Ve bir Barselona treninde vagonda bulunan diğer turistleri hiç düşünmeden  “o şarkı”yı söyledim. Gerçekten çok eğlendik. Bundan sonra rituelimdir. Gittiğim ülkelerde “o şarkı”yı söyleyeceğim:D sizlerle de paylaşayım hemen:) (Yalnız dikkat edin lütfen gerçekten bir musiki sanatçısı havasındayım, bir de evet kötü söylemişim, ama trende ancak bu kadar:))

Dali ve müzesini anlatmaya devam ediyorum. Müzeden önce Figuerese dair yolda çektiğim fotoğrafları hemen paylaşıyorum.

SAM_1182SAM_1179SAM_1165SAM_1167SAM_1169SAM_1152SAM_1136SAM_1148

Dünya’nın en büyük sürrealist objesi olarak kabul edilen müze Dali tarafından tasarlanmış ve aslında bir tiyatro binasıymış. Binanın dışına bakarak içerisinin ne kadar farklı olacağını tahmin ediyorsunuz. Binanın çatısında kocaman yumurtalar yer almakta ve bu yumurtalar Dali için çok önemliymiş. Aslında yumurta Dali’nin en çok kullandığı formlardan biri. Önemli birmetafor. Yaptığı resimlerin çoğunda bunu görmek mümkün.  İçinde hayat var, kabuğu kırıp dışarı çıkmak doğmak anlamına geliyormuş. Ayrıca yumurtanın kendisini de çok seviyormuş öyle ki günde 3-4 adet yermiş (of naptın Dali 3 mü 4 mü:D).

SAM_1210SAM_1207SAM_1202SAM_1201SAM_1194

Binanın içi dediğim gibi oldukça farklı. Görülecek çok şey var. işte onlar:

SAM_1251

Bu tablosunu çok sevdim. Kullandığı metafor da güzel ve anlamlı. Kelebekler mutlak güzelliği ve yeniden doğuşu temsil ediyor.

SAM_1250

Bu resmine de bayıldım.

SAM_1247

Dali’ye göre Pablo Picasso ki Dali bir dönem Picasso’nun etkisinde kalmıştır.

SAM_1216SAM_1213

Büyük aşkı Gala

Büyük aşkı Gala

Gala için tasarladığı  mücevherler

SAM_1301

SAM_1305 SAM_1307 SAM_1310

Büyük bir holde kocaman, hileli bir resim var. Şöyle yüzeysel baktığınızda Dali’nin eşinin arkadan nü olarak gözüken bir resmini görüyorken fotoğraf makinasının kadrajından baktığınızda bunun Abraham Lincoln’ün bir portresi olduğunu görüyorsunuz.

SAM_1256 SAM_1253Aynı holün tavanında ise Dali, Gala ile cennete buluşmalarını resmetmiş.

SAM_1291Birçok eserini beğenmekle ve takdir etmekle birlikte, sorguladığım ve anlayamadığım eserleri de oldu Dali’nin. Ama şunu söyleyebilirim ki Dali’nin sanatçı tarafını da deli tarafını da çok iyi özümsedim:)
Bugünümüzü tamamen müzede geçirip, Dali ile dolu bir şekilde yorgun ama mutlu dairemize dönüyoruz.

Ertesi gün, artik dönüş vakti:(  Yolculuk akşam. Bu nedenle arada geçen zamanı da boş geçirmeyip human body sergisini ve mısır kültürüne ait bir müzeyi gezerek değerlendiriyoruz.

Hem müzeden hem de sergiden çok etkilendim.

SAM_1339 SAM_1349 SAM_1352 SAM_1356 SAM_1358 SAM_1361 SAM_1373 SAM_1381Human body sergisinden

SAM_1411 SAM_1412

 

SAM_1415

Artık uçaktayız, Türkiye yollarındayız. Bu benim üçüncü yurtdışı seyahatimdi. Daha önce Amerika ve Vilnius’a gitmiştim. Onlar da çok zevkliydi. Hala aklimdalar. Fakat Barselona bir başkaydı. Çünkü ekip mükemmeldi. Bu ekiple heryere giderim ben. Teşekkürler ekip:) inşallah seneye Japonya’yı yada Sidney’i yada Viyana’yi yada Kuba’yi anlatmak nasip olur. Bir başka gezi yazımda görüşmek üzere kalın sağlıcakla ve huzurla. Bayanlar ve Baylar, Selamlar ve de saygılar:)

SAM_1423