Herkese selam. hemen konuya dalıveriyorum:) Eğer ki yolda karşılaşmışsak ve ben sizi farketmemişsem yada geç farketmişsem, yada sohbete başlamışız ama geriden geriden geliyorsam, yada yüzüm donuk, sesim vasıfsızsa, genelde neşeli ve sakin olmama rağmen, arada delirip ve de dengesizleşip yüzümü asmışsam, sesimi yükseltmişsem hepsinin bir nedeni var. Kolay mı canım doktora yapıyorum, tez yazıyorum. Şaka bir yana bir dönem halimi kim sorsa tezim var, tez yazıyorum ben, kodlama yapıyorum diyordum. Hala diyor muyum? Daha az olmakla birlikte evet:D Ve bu durumdan aslında hiç de hoşnut değilim. Yani kendi kendime eee nolmuş yani Seda, Dünya’da tek doktora yapan, tez yazan sen misin, abartma istersen diyorum diyorum da işte nedense bazen ister istemez ağzımdan o iki kutsal kelime dökülüveriyor: Doktora ve Tez. Hatta geçen sene derslerde bile abartmış durumdaydım. Alakalı alakasız “zaten tezim var benim”, “şurda size zaman ayırıyorsam dinleyin beni, tezim var benim” gibi gereksiz tripler yapıyordum. Tam da bu durumda bana yöneltilen iç sesleri tahmin ediyor gibiyim de şimdi burda dile getirmeyeyim;) O zamanlar gerçekten kendi kendime çok baskı yapıyordum sanırım. Tabiki kolay değil doktora yapmak. Ama abartmaya da gerek yok caaağnımm. Ama siz yine de böyle kişilere iyi davranın, onları anlayın, yaptıklarını mazur görün:)

11063711_10153707603269443_3396654307491823299_n

Doktoraya ilk başladığımda kendime şöyle bir söz vermiştim: Ben hem bu işin üstesinden gelecektim hem de özel hayatımdan ödün vermeyecektim. Yani kendimi herşeye kapatıp, sadece tezime odaklanmayacaktım. Çünkü kiminle konuşsam, kendilerine ayıracak zamanlarının olmadığından dem vurup, hayatlarında sadece tezin olduğuna dair konuşmalar yapıyorlardı. Bir kısmı sinemayı, tiyatroyu, kitap okuma gibi aktiviteleri bile yıllardır yapamadıklarını söylüyorlardı. Açıkçası bu benim gözümü fazlasıyla korkutmuştu. Çünkü bence işinde iyi olmak istiyorsan kendine ve isteklerine zaman ayırmalısın. Bu düşünceyle başladım herşeye. Bugüne kadar hiç de fena değildim. Elbette ki yine de kendimi kısıtlamak zorunda kaldığım, dönem dönem herşeye kapattığım zamanlarım, yapmak isteyip te yapamadığım şeyler oldu. Ama yine de mücadele ettim (evet gerçekten mücadele), kendimi ve isteklerimi uzun süreli hiç bırakmadım. Hiç değilse benim için temel olan aktiviteleri bırakmadım. Meseleye “en azından” kuralını getirdim. Yani, mesela eskisi gibi hergün kitap okuyamasam da “en azından” haftada üç gün bir sayfa da olsa okudum, okumayı bırakmadım. Sinemaya her hafta gidemesem de “en azından” geriden de olsa takip edip, en azından evde de olsa film izlemeye çalıştım, bırakmadım. Tiyatro bir zamanlar hayatımda hep vardı, oldukça uzun süredir gidemiyorum, ama “en azından” internetten izlemeye çalışıyorum, yani yine geriden takip etsem de, tiyatroyu bırakmadım. Sevdiğim insanlarla muhabbeti kaçırmamaya dikkat ettim, bırakmadım. Tatili 20 gün olmasa da “en azından” 10 gün kadar yine yaptım. Resim yapmak, gitar çalmak, birşeyler tasarlamak gibi çok sevdiğim hobilerimi daha az yaptım ama bırakmadım.  Tabiki hiç yapamadığım şeyler de oldu. Ama “en azından” beni mutlu eden temel aktiviteleri, az yaptım, geriden takip ettim ama bırakmadım. Çünkü eğer bunları yapmayı bırakırsam, hayattan koparım, mutsuz olurum, ve işimi de yapamam gibi geldi. Açıkçası korktum. Hep söyleriz ya hayat çok kısa ve geçen zaman bir daha gelmiyor. O yüzden içinde bulunduğumuz anı, “elimizden geldiğince” güzel ve kaliteli geçirmeliyiz. Ben bu konuda başarılı olduğumu düşünüyorum. Ama şu da var tabiki bilinçaltımda önceliğe sahip olan şey her daim “tezim” ve buna bağlı olarak da içime yerleşmiş olan stresim bitmiyor. Onu bırakamadım:) Zaten bütün bu yapmaya çalıştığım şeylerin bir amacı hayattan kopmamaksa diğer amacı da benimle yaşayan bu stres katsayımı stabil tutmak.

Bu amaçlardan hareketle, hayattan kopmama mücadeleme bloğumu da ekliyorum. Bundan sonra  bloğuma daha çok zaman ayırmaya karar verdim. Çünkü burada bişeyler yazıp paylaşmayı çok seviyorum. Burası benim alanım. Bu bana kendimi iyi hissettiriyor. “En azından” haftada üç gün burda olacağım. Amaç, şu içinde bulunduğum stresli dönemin ucundan keyifli bir şekilde tutmak. Temelde bu dönemi daha keyifli hale getirmek. Bu süreç içerisinde yaptığım paylaşımlar tezime dair ya da çok alakasız konular hakkında,   mantıklı yada son derece mantıksız ve saçma olabilir, haberiniz olsun. Eeee biliyorsunuz ki bütün bunların bir nedeni var:  “doktora yapıyorum, tez yazıyorum ben”:)

Not: Tam en sıkı dönemimdeyim aslında. Bakalım nasıl olacak?

Şimdilik hoşça  kalın, mutlu kalın, sağlığınız bol olsun, elinizden geldiğince anın tadın çıkarın o zaman:)