İyi akşamlar, matematiksel modelimde sıkıntılı zamanlar geçirdiğim bir günü daha geride bırakırken, çıldırmaya ramak kalan bünyemde bir ara vermeye karar verdim. Sizlere dağınık bir ruh halinden ve doktora günlüğümden bildiriyorum:)

Bugün size çok beğendiğim bir grubun en sevdiğim şarkılarından birinin çok hoşuma giden hikayesini aktaracağım (tekerleme gibi oldu).

Grubun ismi Brazzaville. Şarkısı ise Bosphorus.

Şarkının hikayesi ise şöyle:

Brazzaville ilk İstanbul konserlerini (8 Temmuz 2005) vermek için gelirler Türkiye’ye. Grubun solisti David Brown, balerin Özgecan Tapa ile tanışır. Tapa’nın Almanya’ya eğitim almak için gideceğini öğrenen Brown “geri dönmezsin artık Almanya’dan, oraları seversin” der. Tapa ise böyle birşeyin olmayacağını, çünkü  yıllar önce bir boğaz seferi esnasında nereye giderse gitsin hep sonunda İstanbul’a geri dönmesi dileğiyle yüzüğünü boğazın sularına atarak boğaziçi ile nişanlandığını söyler. Brown bu hikayeden etkilenir , bosphorus’u yazar ve Tapa’dan klipte oynama sözü alır. 2 Kasım 2006 ‘da İstanbul’a tekrar geldiklerinde ise klibi çekerler.

Tapa’nın düşüncelerini ve yaptığı şeyi çok sevdim ve kendimi düşündüm. Konya ile nişanlanmayı ister miydim? Hayır. Sevgili Konya nnnnnseninle nişanlanamam çünkü yüzüğümü aticeğim bir boğazın yok. nnnaffet beni:P Şaka bir tarafa, Konya güzel, huzurlu ve düzenli bir şehir. Kolay değil 12 seneden beri burdayım. Seviyorum tabiki. ama nişan meselesini biraz daha düşünmem lazım:P  neyse ben sizi şarkının sözleriyle sonra da ta kendisiyle başbaşa bırakıyorum.

She was married to the Bosphorus
She threw her ring in then she blew a kiss
To the Ottomans and Byzantines
Lying beneath the sea

She wore a pink and yellow summer dress
She kept her hair just like a poetess
She traveled all the way to Germany
The trains and the cold, dark sea

The amber glow of a morning cigarette
On the Istiklal Cadessi
The vapor trails and the tiny minerettes
All the domes in silhouette

Ahhhhh Ahhhh Ahhhh…

Size bu gruptan bahsetmeye devam edeceğim. Beni bu grupla tanıştıran ve isminin hiçbir yazılı ve sosyal medyada geçmesini istemeyen canım arkadaşıma(ünlü olmak istemiyormuş:D) çook teşekkür ediyorum.

O zaman iyi akşamlar Türkiye, her nerede yaşanıyor– ..dızzzzt error verdim sanırım. Reha Muhtar’a ve hiçbir zaman anlamadığım kapanış cümlesine bağladım birden. hahahah Beni bu hale sen getirdin matematik. Ay neyse daha fazla şebekleşmeden hoşçakalın diyorum.

Bu arada wordpresse  13 gün boyunca sürecek olan kar keyfini yaşattığı için teşekkür ederim. Büyüksün wordpress:)

An’ın tadını çıkarın, bazen benim için de yapın bunu:D