Etiketler

, , , , ,

Kitap okurken, beğendiğiniz cümlelerin yanısıra, bilmediğiniz kelimeleri not ediyorsanız, bir şarkının ismini yeni duymuşsanız ve hemen açıp dinliyorsanız, öylesine bir cümlenin içinde öylesine yazılmış olan bir şehir yada bir isim dikkatinizi çekiyorsa ve araştırıyorsanız, siz de bendensiniz. Kitabın hikayesi ve güzel cümleleri dışında dikkatimi çeken diğer ayrıntılara kitabın arka bahçesi diyorum kendimce:D Bugüne kadar okuduğum birçok kitabın arka bahçesi elimde ama ben nedense ismi çok fazla duyulmamış olan “Dokuz gitarda dünya tarihi (Erik Orsenna)” ile incelemelerime başlamak istedim. Nedenini bilmiyorum belki de acemi bir gitar çalar olduğum ve caaanım gitarımı çok az gördüğüm içindir. “gitarım seni elime alamıyorum, karşılıklı bakışıyoruz ama bak, bak işte tarihini okuyorum öhöm öhöm:D” diyerek vefa borcu öder gibi hissettim belki de. Neyse benim de çenem açıldı mı durmuyorum bazen bana bir şeyler oluyor beynimin dalgaları farklı frekanslara geçiyor ve işte o an evet işte o an bir sürü düşünce peyda oluyor. Bakın şuan o anlardan bir tanesi, aman Allahım duramıyorum, durmam lazım, durmaya başladım evet durdum:D Sadete geldim. Selam sadet:) Off tüm şebekliğim ve soğuk esprilerim üstümde:D Siz de üşüdünüz mü? Burası buz kesti sanki:D  Tamam sevgili “gönül dostları” gerçekten asıl konuma dönüyorum. Hatta bu ciddiyetimi göstermek için yeni bir paragrafa başlıyorum.

Dokuz Gitarda Dünya Tarihi’nin Arka Bahçesi

Dokuzgitardadünyatarihi

Kitabın yazarı: Erik Orsenna

Kitabın kısaca konusu: Jimi Hendrix’ten Eric Claptan’a kadar, İspanya ve Peru’dan Mısır’a birçok kültür tarihinin gelişimi, o toplumdaki gitar ve müzik kültürü temel alınarak anlatılmaktadır.

Kitap hakkındaki naçizane fikrim:

İşin içinde gitar ve müzik olduğu için heyecanla okuyabileceğimi düşünmüştüm. Fakat akıcı ve açık bir anlatımının olmaması nedeniyle biraz hayal kırıklığına uğradımı ititraf etmem gerek. Fırsat bulursam yeniden okuyacağım. Kitabın arka bahçesine yine de girebildim:D İlgimi çeken başlıklar şöyle aşağıdadır efenim:

Eric Clapton (30 Mart 1945 – ):

54cb03bd69e3b_-_110049597-eric-clapton-share

Blues gitaristi, Kanada asıllı, lakabı “slowhand.” ( Blues nedir? Caz müziğinin başlangıcıdır. Amerikalı zencilerin tarlalarda çalışırken söyledikleri halk şarkılarıdır. Halk şarkılarının modern enstrümanlarla söylemeye başlanmasıyla doğar. Zamanla tüm dünyaya yayılır ve caz başta olmak üzere  günümüzde dinlenen R&B gibi müzik türünün de doğmasına olanak verir.)

9 yaşına kadar büyükanne ve babasını kendi anne ve babası, annesi Patricia’yı ise ablası olarak bildi.

Layla, en çok bilinen şarkılarından oldu. Clapton bu şarkıyı, Leyla ile Mecnun’un hikayesinden esinlenerek,  Pattie Boyd  için yazmıştır.

John Mayall&Bluesbreakers grubunda çaldığı dönemde hayranları,  ona “God” (Tanrı) lakabını taktılar ve duvarlara “Clapton is God.” sloganları yazılmaya başladı.

images

Konserlerde gitarının kopan tellerini takarak yaptığı gösteriyle meşhur oldu ve “Slowhand” lakabını aldı.

Kurduğu rehabilitasyon merkezi için “katılan sanatçıların her birini, alanında en iyilerden kendim seçip davet ediyorum” dediği ve üçer yıl arayla düzenlediği “Crossroads Guitar Festival” adında bir hayır organizasyonu düzenlemektedir.

1991 yılında Clapton, 4 yaşındaki oğlu Conor’u bir apartmanın 53. katından düşmesi sonucu kaybetmiş, Ona yazdığı ‘Tears In Heaven’ şarkısı Billboard hot 100 listesinde 2. sıraya kadar çıkmış, 6 grammy ödülü kazanmıştır. Bu hikayeyi ve sözlerinin anlamını bilerek, şarkıyı dinlemek gözlerinizin dolmasına neden oluyor:(

Toplam 19 Grammy ödülü bulunmaktadır.

(Daha detaylı bilgi için >>>http://www.biyografi.net.tr/eric-clapton-kimdir/,        http://listelist.com/eric-clapton-kimdir/)

Francisco Pizarro:  Peru’daki İnka topraklarını ele geçiren İspanyol işgalci komutanı.

Niccolo Paganini :İtalyanbesteci, keman virtüözü gitarist ve kompozitor. Müzik tarihinin en ünlü keman virtüözlerinden biridir. Keman tekniğine önemli katkılarda bulunmuş, keman, gitar ve oda müziği alanında birçok eser vermiştir.

Johnny Allen “Jimi” Hendrix : 1942-1970 yılları arasında yaşamış,  Amerikan gitarist, gitar virtüözü, şarkıcı, söz yazarı ve kültürel ikon.

indir

28 yıllık yaşantısına 8 stüdyo albümü sığdıran Jimi, rock tarihinin en etkili müzisyenlerinden birisidir.

Nasıl gitar çalınacağını kendi başına öğrendi ve  ünlü Woodstock Festivali’nde assolist oldu. Sol elini kullanan bir gitarist olduğu için dizeleri tersten eklenmiş bir gitar kullanırdı.

2003 yılında Rolling Stone dergisi tarafından tüm zamanların en büyük gitaristi seçildi.

Hendrix yaklaşık 14 yaşlarındayken gitarla tanıştı. Bu gitar başka bir çocuk tarafından atılmış teli kopuk eski bir gitardı. Buna rağmen bu gitarla bazı şarkıları çalmayı başardı.

Hendrix solak bir gitarist olmasına rağmen sağ elliler için yapılmış olan bir gitarı çalması onu insanlar gözünde popüler yapmıştı.

18 Eylül 1970’te, Londra’daki Semerkand Hoteli’nin zemin katında ölü bulundu. Aşırı içki ve uyku hapından öldüğü düşünülüyor. Baygın hâlde kusmuş ve kusmuğu ile boğulmuştur. Menajeri tarafından her 10 yılda bir anısına konserler düzenlenmektedir.

Jimi Hendrix hakkında çok sevdiğim Ekşi sözlükte yazılanlara da yer vermek istiyorum:

  • o gitarin einstein i
    newtoon kim derseniz:(bkz: robert johnson)
    hawking ise (bkz: joe satriani)
  • gitar tanrısı…67’den 70’e kadar süren profesyonel müzik yaşamında tanrı olmayı başarmış zenci insan…grubunda basta noel redding, davulda mitch mitchell war, ancak daha soona bu herifler beyaz olduu için zenci camiasından aldıı eleştiriler yüzünden, basa billy cox’u davulada buddy miles’ı alıyo…albümleri:
    are you experienced? (67)
    axis: bold as love (68)
    electric ladyland (68)
    band of gypsies (69)
    burning of the midnight lamp (70)
    the ultimate experience (93) (toplama)…
    tanrının gitarını tanımayan yoktur, saygı duymayanda yoktur heraldem…hele voodo chile başladımı, dünya durur walla…
    bide foxy lady, crosstown traffic, hey joe ,we olaanüstü little wing war…fazla uzatmaya gerek yok, tanıyon tanıyo tanrıyı…
  • “aşkın öyküsü bir merhaba ve hoşçakal’dan ibarettir, yaşamın öyküsü bir doğum ve ölümden ibarettir. tekrar buluşuncaya dek…” olduğu söylenir son yazdıklarının. kendisini keşfeden adam chas chandler’ı telefonla arar. ancak chas bir partidedir. eve geldiğinde tele-sekreterinde bir mesaj bulur. jimi’dendir. “i need help bad man”. sonrası malum.
  • sahnede çakmakla gitar çalmak şişeyle gitar çalmak dişle gitar çalmak vs vs gibi türlü atraksiyonlarda bulunan bi delifişek gibi görünen gitar ilahlarından jimi hendrix aslında içine kapanık mahçup bi kimse.hendrix i ilk kez beatles la biraraya getirdiklerinde kızardı utandı gerildi bu adam.ayrıca jimi hendrix tip olaraktan gelmiş geçmiş en karizma rock şahsiyetlerindendir.
    konserleri için “onun müziği uzaydan geliyordu izleyicileri beraber uzaya götürüyor sonra tekrar yere ışınlıyordu” gibisinden yorumlarda yapılmış birisidir.işinin ehlidir.güzeldir gürbüzdür.
  • taylan dedeoglu’nun rahmetli için kemancizine / 5’e yazdigi söyle bir yazi var…efsane jimi hendrix… ya da gerçek ismi ile johnny allen hendrix.27 kasım 1942… yaşasaydı bugün tam 60 yaşını doldurmuş, 61’e basmış olacaktı. fakat maalesef 18 eylül 1970’de çok çok genç denecek bir yaşta, 27 yaşında, bu dünyadan göçtü gitti… aslında kendisini hiç bir zaman affetmememiz gerekir. neden derseniz, düşünün 1966’dan 1970’e kadar olan 4 yıl süren kısacık müzik kariyeri ile ölümünden 32 yıl sonra bile hala kendisinden bahsettirebiliyorsa, bir de bu kariyerin hala günümüzde devam ettiğini hayal etmeye çalışın! büyük suç işledi kendisine dikkat etmeyerek, allah’ın cezası uyuşturuculara bu kadar gömülerek!!!hendrix’in yaşadığını bir düşünsenize! rock sahnesi herhalde çok ama çok farklı olurdu bugün. bir sürü grup ve gitarcı çok farklı yerlerde olur, hatta belki de hiç olmaz, bugün bayıldığımız ve zamanın eskitemediği bir çok hit parça da belki hiç yazılmazdı.jimi’nin en önemli özelliklerinden bir tanesi de mozart gibi gerçek bir deha olması. hepimizin çok iyi bildiği gibi hendrix solaktı ve yaşadığı yıllarda solaklar için gitar üretilmiyordu. fakat o buna ya da herhangi bir modifikasyona ihtiyaç duymadan beyninin içerisinde gitarı tersyüz edip olduğu gibi çalmıştı. nota okumayı bilmeden en büyük senfonileri deşifre edebilip her enstrüman için farklı olan partisyonları çıkartabiliyor, kendisine ne enstrümanı verirseniz verin birkaç saat içerisinde çözüp çalabiliyordu.başka ve belki de en büyük özelliği ise elektro gitarın sınırlarını ve vokabülerini hiç ama hiçbir kimsenin onun kadar genişletememiş olması. kullandığı wah – wah efekti, distortion ve herşeyden önemlisi teknikleri, rock gitarın ve belkide rock müziğin yolunu sonsuza kadar çizmiş ve bu sonu olmayan yolculuğun kapılarını açmıştır. onun çalışında free jazzdan delta blues’a acid rock’tan hardcore funk’a çeşitli stilleri, hard rock ve heavy metal’in ilk tohumlarını bulmak mümkün.o zamanlarda pek göze batmayan ilk “double cutaway” fender stratocaster ve rock müzik, köklerini muddy waters, chuck berry ve bo diddley gibi isimlerden alan jimi hendrix’e çok şey borçlu…
    hatta belki de her şeyini…
    ne dersiniz?
  • 2 eylül 1970 tarihinde, danimarka aarhus konseri öncesi verdiği röportajda her gece sahnede ruhunun bir parçasını feda ettiğini söyleyip üstüne bir de ” kendimi 28 yaşında göremiyorum. yani şu anda müzikal olarak verecek hiçbir şeyim kalmamış gibi hissediyorum. ” demiş ve bundan 16 gün sonra, 18 eylül 1970te de ölmüş kişi…
  • gitarin babasidir. rock muzigin esas temellerini atan adamdir. elbette muzikal anlamda rock ilerlemis, gelismis ve biraz da teknolojinin yardimiyla hendrix muziginden daha da ileriye tasinmistir belki ama bu kümülatif gelisme de hendrix, morrison, berry gibi adamlar sayesinde olmustur. o cok severek dinlediginiz rock muzik parcasinin bircok yerinde, ki biliyorum dallandi budaklandi ama ben yine de rock deyip genelleyecegim, bu adam vardir.
    yani bu adam o dinlediginiz parcalarin var olma sebebidir, kökenidir.
    caniniz biraz gitar sesi duymak istediginde, gitar sesi ozlendiginde acilip birkac doz alinandir.

Jimi Hendrix hakkında daha detaylı bilgi için>> http://www.grizine.com/2014/10/20/jimi-hendrix-kusmanin-caresizlikle-bir-ilgisi-olmali/

Ayrıca bu kitabı da okumam gerekenler listesine eklemiş bulunuyorum. phpThumb_generated_thumbnail

Dokuz Gitar’da Dünya Tarihini okuduktan sonra Jimi Hendrix’in hayatı ile daha çok ilgilenmeye başladığımı söylemem gerek.

Arka bahçenin kapılarını Jimi Hendrix ile kapatıyorum. Çok zevk aldığımı söylemeliyim. Her yeni öğrendiğim şey yeni bir insanı tanımak gibi, ufkumu nasıl açıyor bilemezsiniz, sanki nefesim tazeleniyor:D

az kalsın unutuyordum. Bunlar da sevdiğim bazı bölümler:

20160312_195738.png 20160312_194846.png 20160312_194755.png

20160312_194932.png

Başka bir arka bahçenin kapısını aralamak üzere şimdilik hoşçakalın, mucizeler (az da değil bak öyle güzel şeyler falan değil direk mucize) sizi bulsun:D

Reklamlar