Etiketler

, , , ,

1458995435100

Bugün Ferzan ÖZPETEK’in “İstanbul Kırmızısı” kitabının arka bahçesine giriyorum. Önce her zaman yaptığım gibi yazar ve kitabın konusu hakkında fikir sahibi olmanız için kitaptan bazı kısımları, daha sonra ilgimi çeken bölümleri ve detayları paylaşacağım. Hadi başlıyorum:)

Ferzan ÖZPETEK kimdir?

20160326_115829

“İstanbul Kırmızısı” Konusu

20160326_115619

Kitap hakkında hissetiklerim:

Aslında kitabı okuyalı uzun zaman oldu. Kitabın dili akıcı. Okurken farklı bir huzur hissettim içimde. Aslında anlatılanlar normal ama garip bir şekilde de merak uyandıran türden. Romanın kahramanları çok kolay canlanıverdi gözümde ve sanki bir filmin hikayesini okuyor gibi hissettim kendimi. Zaten duyduğuma göre filmi çekiliyormuş. Merakla bekliyorum.

ARKA BAHÇE AÇILSIIIIN!

İşte Arka Bahçede gördüklerimden bazıları ve onların detayları:

Calvinonun Görünmez kentlerinden biri olan Fedora sf:125:

İtalo Calvino’nun Görünmez Kentler kitabı ve o kentlerden biri Fedora’dan bahsediyor Özpetek. Bu kitabı ilk defa duyduğumu itiraf etmem lazım. Araştırmalarım sonucunda mutlaka okumam gereken bir kitap olduğu kararını verdim. Zaten kitap hakkında yapılan yorumlar da bunun göstergesi. Kitapta bahsedilen kentlere ilişkin illüstrasyonları http://www.archdaily.com/781043/italo-calvinos-invisible-cities-illustrated/ adresinden bulabilirsiniz. Şu an okuduğum kitabı bitirdikten sonra hemen bu kitabı okuyorum ve sonra da sizinle paylaşıyorum. O yüzden fazla detaya şimdilik girmeyeceğim.

0000000125143-1

 

  • Neruda’nın ilkbahar kokan satırları sf:112

Pablo Neruda Latin Amerikan edebiyatının tüm dünyada itibar kazanmasını sağlayan şair ve yazar (Kaynak: http://www.hakkindabilginedir2016.com/pablo-neruda-kimdir-kisa-hayati-biyografisi-siirleri-sozleri-10936.Aspx#ixzz440RJX3wv)(http://onedio.com/haber/42-olum-yildonumunde-pablo-neruda-ve-5-muhtesem-siiri-371628)

  • Biliyor muydun, Japonya’da kırık seramikleri onarırken kırığı örtmeye çalışmazlar tam tersine onu vurgulamak için kırık yeri altınla doldurarak düzeltirler” çünkü bir şey zarar gördüyse, bir öyküsü varsa bu daha güzel sayılır.

Bu bölüm çok etkiledi beni ve araştırmaya başladım. Japonların bunu yapmalarının altında yatan felsefe, kusurlu ve eksik olanın gözden çıkarılması yerine kucaklanması gerektiği, birşey zarar gördüyse bir öyküsünün bir yaşanmışlığının olduğu ve bu nedenle de daha değerli olduğudur. Bu felsefeye dayanarak Japonlar kırık seramikleri o dönemlerde kimyasal yapıştırıcılar olmadığı için değerli bir metal olan altınla yapıştırıyorlarmış. Böylece kırılan seramik eskisinden daha değerli hale geliyormuş. Yani felsefeyi tam anlamıyla uyguluyorlarmış. Önceleri gelenek olan bu durum daha sonra Kintsugi adı verilen sanata dönüşmüş. Bu sanatın nasıl yapıldığını anlatan  ve ortaya çıkan eserleri merak edenler için link:

Kintsugi ile ilgili birçok görsel var. Bence eserlerin hepsi harika.

images (1) images (2) images (3) images (4) images (6) images (7)

Japonya’ya gitmeyi boşuna istemiyorum. Bu adamları boşuna sevmiyorum:D

peşmelba sf:93

Fransız ve İngilizlerin yemekten sonra yedikleri tatlı türü. Orjinal adı Pêche Melba. Pêche fransızcada şeftali, melba ise dünyaca ünlü bir sopranonun adı.  Dilimize Melba Şeftalisi olarak çevrilebilir. Neden Melba Şeftalisi demişler diye hikayesini ve tarifini merak edenler buraya bakabilirler: http://www.yalcinguran.com/2011/02/peche-melba-pesmelba-nedir-adi-nereden-gelir/  Okuduysanız ne kadar güzel değil mi? Sadece tatlı deyip geçmeyeceksin. Uzun yada kısa herşeyin bir öyküsü var işte. Bu öyküleri öğrenmek çok hoşuma gidiyor. Bu arada bence yaz aylarında bol bol yenilebilecek hafif bir tatlı. Ben çok merak ettim ve birgün yapacağım.

Gabriella Ferri şarkısı “Grazie alla vita” sf:119

Müziğe ayrı bir tutkum var. Bu nedenle kitaplarda ismi geçen hiç duymadığım şarkıcı ve şarkıları kesinlikle not eder ve sonra da dinlerim. Bu şarkı da onlardan biri. Melodisi tanıdık. Ben beğendim siz ne dersiniz? Buyrun dinleyelim.

ARKA BAHÇE KAPANSIIIN…

Yine nefesime yeni bir nefes katmanın mutluluğuyla ve biraz daha açılmış ufkumla bir yazımı daha sonlandırıyorum. Bir sonraki arka bahçeye kadar hoşçakalın, mucizeleriniz olsun:D