“Sana, beni asla tanımamış olan sana” diye başlıyor mektup. Mektubun satırlarında kadının hayat hikayesini buluyorsunuz…Bu hüzünlü, yürek burkan bir hikaye. Aşkını tek başına yaşayan, adı olmayan bir kadının hikayesi. Doğrusu aklımın almadığı türden bir aşk hikayesi. Bir insan bir insanı seneler boyuca üstelik karşı taraftan habersiz bu kadar sevebilir mi? Benim cevabım “HAYIR”. Sizce?

Kitabın konusu:

Arkabahçenin kapıları açılsın:

Alfred Adler: Freud’un öğrencisidir. Birlikte Viyana Psikanaliz Topluluğunu kurdular. Bununla birlikte, yıllarca Freud’un kendisini engellediği ve Adler’in pek fazla ön plana çıkmasına izin vermediği konuşulur. Bu bağlamda kendisine psikoloji dünyasının Nikola Tesla’sı benzetmesi yapılır. Adler, insanların davranışlarını aşağılık duygusuyla izah etmektedir. İnsanın aşağılık duygusu ile ilgili ses getiren görüşleri vardır. Adler hakkında sadece genel bilgim var. Ve Adler’in kitaplarını okuyup burda incelemesini yapmayı çok istiyorum.

Carl Gustav Jung: İsviçreli psikiyatrdır. Analitik psikolojinin kurucusudur. Bir süre Freud’un öğrencisi olmuştur. Kendi adıyla anılan geniş öğretisi vardır. Freud’un görüşleriyle ayrı düştüğü için bir dönem bilim dünyasından dışlanarak depresyona girer. Yine Carl Gustav Jung da kitaplarını okumak istediğim yazarlardan biri.

Desiderius Erasmus: Hollandalı felsefe adamıdır. Hümanizm akımının öncülerinden biridir. Deliliğe Övgü, tek yapıtıdır.

Michel de Montaigne: Fransız deneme yazarıdır.

Arka Bahçenin kapıları kapansın…

Gelelim bu kitabın şarkısına…bu eseri dinlerken kitapta anlatılanlar bir bir gözümün önünden geçti…

Reklamlar