Yapımcılığını Ferzan Özpetek’in yönetmenliğini ise Serra Yılmaz’ın üstelendiği Cebimdeki Yabancı filmi son zamanlarda en beğendiğim filmlerden biri. Film, bir akşam yemeğinde bir araya gelen yedi eski dostun yemek sırasında bir oyun oynamaya karar vermesi sonucu ortaya dökülen sırları, kimsenin güvenilir olmadığını ve aslında herkesin birbirine yabancı olduğunu konu ediniyor. Oyuna gelecek olursak, herkes telefonlarını masaya koyuyor, gelen her mesaj ve bildirim yüksek sesle okunuyor. Cep telefonlarımız aslında bir karakutu, bunu bir kez daha anlıyorsunuz.

Film aslında italyan yapımı “perfetti sconosciuti” isimli filmden uyarlama imiş. Keşke öyle olmasaydı, film için, türk filmleri arasında orjinal filmlerden biri yorumunu da yapabilirdim. Ama bu durum filmi, senaryoyu, oyuncuları beğenmeme engel olmadı. Özellikle filmin ikinci yarısı çok sürükleyici geçiyor. Şunu belirtmem gerek ki çok abartılı yada biraz saçma bulduğum sahneler oldu ama genelinde çok zevk alarak izledim. Film tek mekanda, bir yemek masasının etrafında geçiyor. Kesinlikle sıkmıyor. Yemekler muazzam. Sakın aç gitmeyin:) Oyunculuk bakımından en çok Şebnem Bozoklu’yu, karakter olarak ise Çağlar Çorumlu’nun hayat verdiği Suavi karakterini beğendim. Filmin sonu ise sürpriz bir şekilde bitiyor. Birçok kişi bu sonu beğenmemiş fakat ben filmin sonunu da beğendim:D

DİKKAT!!! Filme dediğim gibi kesinlikle aç gitmeyin ve ekşi sözlük yorumlarını okumayın. Önyargısız gidin;)

AŞAĞIDAKİ BÖLÜM SPOILER İÇERİR!!!

Filmin sonuna kadar sırrı olmayan ve belki de masum olarak yansıtılan kişiler, Serkan Altunorak (Metin) ve Leyla Lydia Tuğutlu (Tuba) iken filmin sonunda Metin karakteri de kurnazlığıyla şaşırtıyor. Tuba karakteri ise açıkçası bana bazı şeyleri görmezden gelmeye çalışan bir karakter gibi geldi. Dolayısıyla aslında onun da kendisine bile açıklayamadığı  bir sırrı vardı. Filmi izlediğinizde neden böyle düşündüğümü anlarsınız.  Ee hiç mi masum karakter yoktu? Bence vardı. Film boyunca sırları olmasına rağmen en masum karakterin Suavi olduğunu düşündüm. Çünkü, Suavi kimseyi aldatmıyor, sadece haklı sebepler nedeniyle sakladığı bir sırrı var. O sır ise Suavi’nin gay olması. Sizce bu sır Suavi’yi kötü yapar mı? Bu sorunun cevabı benim için filmi izlemeden önce de hayır. Filmden sonra da hayır. Çünkü film boyunca, Suavi’yi gay olması nedeniyle kötüleyen ve eleştiren arkadaşlarının öyle ahlaksız ve edepsiz gerçekleri açığa çıkıyor ki insan soruyor kendine hangisi kötü diye: Suavi’nin gay ama davranış ve karakter bakımından ahlaklı bir birey olması mı yoksa cinsel tercihleri toplum standartlarına uygun olan görülen diğerlerinin yaşadığı ahlaksız hayatları ve iki yüzlülükleri mi?  Sizce?

Filmin soundtracki de çok neşeli:D

 

Bir sonraki film değerlendirmesinde görüşmek üzere, sağlığınız olsun gerisi gelir;)

 

 

Reklamlar