Burası “Mekan”. Çocukluğumun en güzel zamanlarının geçtiği yerlerden biri. Mayıs ayının gelmesiyle birlikte yeşilin en güzel tonuna bürünen Mekan, okullar kapandiktan sonra kuzenlerin gelmesiyle birlikte en heyecanlı ve maceralı halini alırdı. Sabahtan akşama kadar tenimiz güneşte kavruluncaya kadar oynadıktan sonra, geceleri yapılan cevizli sucuk ve pestile minik ellerimizle katkıda bulunurduk. Bu zamanlarda herkes bir araya gelir bir yandan iplere ceviz dizer bir yandan da tadına doyum olmayan muhabbetler ederdi. Biz küçüktük ama kendimizce büyüktük. Öyle ya geceden sabaha ortaya çıkan ürünlerde emeğimiz ve muhabbetlere neşe katan kahkahalarimiz vardi. İşimizi büyük bir ciddiyetle yapardık. Bu muhabbetler bazen ailemizin sanatkar üyeleri sayesinde çalgılı, şarkılı, danslı bir ritüele dönerdi. Kuzenimle benim Sülün ve sunbul adında iki kocaman asma dalimiz vardı. Onlar birer insandı bizim icin ve en büyük yardimcilarimiz onlardı. Çünkü biz kotuluklerle mücadele edecek, dünyayı kurtaracaktik birlikte. Bütün küçüklerin bir ağacı vardı kendince. O ağaçlar evlerimiz olur Çalıkuşu misali gün boyu o ağaçlarda yasardik ve ara sıra evcilik oynardık. Ben sadece oynamadım fotoğraflarda gördüğünüz bu ağacın tepesinde sinavlarima da çalıştim. Her zaman uğur getirdi canım ağacım.
Dışardan bir göz olarak geçmişin perdesinden o zamanın biz küçüklerini izlediğimde, onlarin yanaklarından öpmek, onlara sımsıkı sarılmak ve aferin size canım çocuklar diyerek saçlarını okşamak istiyorum.
En güzel duygularimda ve zamanlarımda büyük yeri ve payı olan Mekan’a ve biz küçüklere selam olsun… Not: yüksekten korkmam, ağaca feci tirmanirim, yüzüm gözüm #toprak, ben pasaklı bir bağ çocuğuyum🍒💃 Ayrica bir not: Şarkının bu kısmi tam bu zamanlar için, ben bu şarkıdan vazgeçemem “evvel zaman içinde dostlar
ağaçlara ev kurardık
tatlı bir düş içinde
bir yere bir göğe bakardık “